"O niye öyle oldu ya?"
Merhaba!
Yazmak benim için dua etmek gibi olduğundan bir süredir yazamadım. İnancımı yeni toplayabildim. Hislerim kalbimden ağzıma dolduktan sonra yazmaya başlayabiliyorum. Şu an biraz durumu romantize ederek yazacağım aman lütfen dalga geçmeyin.
Kafayı kırıp bankacı oldum. “O niye öyle oldu diye” biraz şaşırttım da sanırım etrafı. Bir durun yol bu, ne olur ne biter belli olmaz. Fakat süreç şöyle gelişti. Yapmak istediğim bazı şeyler vardı onları çok sevdiğim ülkemin şartları nedeniyle yapamayacağımı fark ettim. Sadece kişisel hedeflerime uymadığından değil yolunun kapalı olacağını gördüğümden ve o kapalı yolun beni hafif hafif delirtebileceğini sezdiğimden.
Diğer seçeneği söylemekten çekinmeyeceğim. Kamu Yönetimi mezunu biri olarak görece iyi bir eğitim aldığım da hesaba katılırsa devlet kurumlarından birine girmek herhalde dünyanın en zor işi olmamalı benim için sanıyordum. Öyle miydi peki? O kadar çok şeye şahit oldum ki kendi adıma bunun da artık bir opsiyon olmadığını fark ettim. Kırılınca şevkim bu defteri de şimdilik kapattım. Çalışmak istediğim yerler hep İstanbul’daydı. Sonunda bankaların teftiş kurulları bir şekilde ilgimi çekmeye başladı. Ciddi anlamda biri de olmak üzereydi. Benim gibi bir ev kuşu için Çalıkuşu olmaya evrilmek demekti. Fakat sonra tam o süreçte o an istemediğimi zannettiğim şimdiki işimden teklif aldım. Hızlıca karar vermem istendi. Çağımız vebası kendini bir halt sanmak olsa gerek. Ankara’da olması ve benim birkaç yıl daha en azından burada kalmamı sağlaması nedeniyle kabul ettim. Zaman kazandım. Ayrıca çocukluğumun, lisemin ve hatta üniversite dönemimin güzide lokasyonu olan bir yerde çalışma imkanı buldum. Çirkin Eskişehir Yolu civarında çalışmayacak olmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Tabii İstanbul’dan kurtulamadım henüz. Çok uzun bir eğitim alıyoruz. Ocak sonu buraya geldim arada 5 haftalık Ankara süreci olacak fakat eğitim sanıyorum ki Mayıs’ta bitecek. İlk günlerimde biraz yıkıktım itiraf etmeliyim ki. Sonraki gün pikniğe gideceğini bilen çocuğun sabah uyandığında havayı yağmurlu görmesi gibi bir hevesin kursakta kalması durumu vardı. İlk gün “hop hayırdır kendine gel”mesajını bana kaderin cilvesi buradaki bir Ankaralı arkadaş verdi. Onun da benzerinden (çok çok daha zor) bir hikayesi vardı. Derken bir baktım yine ona benzeyen birkaç kişi daha var. Kısacası kaybolmuş değilim. Onlar da değiller. Bazen evden uzaklaşmanın ve yeni insanlarla tanışmanın böyle bir etkisi oluyor. Dünya benden ve benim hislerimden, hayata bakışımdan, yaşayışımdan ibaret değil.
Fakat şu kısacık sürede fark ettim ki, biz gençlerin idealleri vardı ve biz bir şekilde doğru bildiğimizden şaşmayalım dediğimiz için başka yollara saptırıldık. Buralarda çok örnek var ama anlatmama gerek yok eminim sizlerin de kendi çevrenizden aklına gelecek kişiler, durumlar vardır.
Otelin konumu dolayısıyla Beşiktaş yakın oluyor. Hafta içi gitmesi daha kolay. Arkadaşlarımızdan biri burada okumuş o bizi bir yerlere götürdü. Uzun zaman sonra gençlerin, öğrencilerin olduğu kalabalık bir yerde bira içtim ve içim huzursuz değildi. Onlar farkında olmasa da bu süreçte bana yoldaş oldukları için minnet duydum. Beraber bir yola çıkmışız gibi hissettim.
Bir de tabii karar vermenin dayanılmaz hafifliği. Önümüzdeki 2 yıla ilişkin sıkı çalışma gerektiren planlarım ve hedeflerim var. Öğrencilik kısmı da fena değil şimdilik. Tekrar üniversitede gibi hissediyorum. Kurumu da sevdiğimi itiraf etmeliyim.
İstanbul’a ilişkin gezelim görelim yiyelim içelim kısımlarını hafta sonu yapmaya çalışıyorum. Kişnişvesaire bloğuna buradan selam olsun. Sayelerinde Moda’da mükemmel bir kokteyl bara gittik, çevremdeki herkese anlattım. Merak edenler beni bulsun. Tarihi lokantaydı, arkadaşlarla gece çıkmasıydı gibi aktivitelerde bulunuyorum şimdilik. Neyse çoktandır not aldığım yerler vardı, kültürel anlamda da tavsiyelere açığım. Hayatımda ilk kez yalnız sinemaya gittim. Zevkten dört köşe olduğum bir deneyimdi.
Oda arkadaşım Antep’ten geldiğini ve depremi Maraş’ta yaşadığını söyledi. Depremin birinci yılında onunla beraber uyuduk aynı odada. Bu insanların yaşadıkları… 1 yıl oldu. Anma töreninden videoları izleyemedim bile doğru düzgün. Hepimizin tekrar başı sağ olsun. Unutmayacağız. Zaten unutmadığımız için gecenin bu saatinde bir otel odasında yaseminli bitki çayı içerek bu yazıyı yazıyorum ya hadi neyse. Dilerim bazı insanlar da rahat yataklarında huzurla uyumuyordur.
Hastalık dolayısıyla odamız ayrıldı. Yalnız kalınca da yazmaya geldim hemen. Şimdilik böyle.
Bu uzun yazıda ortak bir şeyler düşünüp hissedebildiysek ne mutlu bana.
Çok, kocaman sevgilerimle…


Yorumlar