top of page

Sessiz, sitemsiz

  • ekinbasbuga
  • 15 Kas 2023
  • 2 dakikada okunur

Merhaba!

Konudan konuya atlayacağım, buruk ve tatsız bir yazı olacak.

Son zamanlarda gençlerle yani bizlerle ilgili hep tatsız haberler duyuyoruz. Ülkenin gidişatı, ekonomi, geleceğe ilişkin güvensizlik, çağımız ilişkilerinin verdiği samimiyetsizlik, sonsuz tüketim anlayışı veya öngöremediğimiz başka sebepler bu haberlerin kaynağını oluşturuyor olabilir.


Dün gece yine bir intihar haberi geldi üniversite öğrencisi bir arkadaşımızdan. Son zamanlarda bu tarz intihar haberlerini sıkça duyar olduk. Ondan önce Anayasal bir kriz çıktı. Biraz zaman daha önce bir KYK yurdunda ihmaller nedeniyle bir öğrenci arkadaşımız yaşamını yitirdi. Geriye sardıkça ülkenin dur durak bilmeyen ve her gün bizi dehşete ve şaşkınlığa düşüren gündemlerini hatırlamak elbette mümkün. Anayasal kriz kısmı alakasız gibi görünüyor olabilir bu yazıda ancak bir genç olarak ülkedeki hukuk sistemine güvenememek yaşanan bütün talihsizliklere konulan bir son nokta gibi. Evet kötü şeyler yaşandı bir de üstüne sen kendi ülkenin hukuk sistemine güvenemiyorsun.


Tüm bunlara ilişkin düşünürken bir durum aklıma geldi. Bu beni lise son seneme götürüyor. Düşündüğümde içimi sıcacık bir nostalji saran o seneye. Hep bu şekilde hissetmezdim ama zaman geçtikçe böyle olmaya başladı. O zamanlar sınıfımızın pek de sevmediği bir coğrafya hocası vardı. Filiz Hoca! Böyle idealist hocalar vardır bilirsiniz. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde yaşamış, ülkesini sevmiş, öğrencilerini birer nefer gibi görmüş ve yetiştirmiş, sonra büyük bir şehirde iyi bir okuldan emekli olmuş. Atatürk Anadolu veya Fen Lisesi gibi düşünebiliriz Ankara adına konuşursak. Emeklilik sonrası da özel okullar veya dershaneler tarafından kapılırdı bu hocalarımız. Filiz Hocamız da böyle biri.

Bir gün derste güzel bir anı olarak yanılmıyorsam Samsun'da öğretmenlik yaptığı yılları anlatmaya başladı. (Karıştırdığım bir kısım varsa affola çocuk aklımla hikayenin başından sonraki yıllarda bana bu kadar tesir edeceğini bilmediğim için dikkatli dinleyememiş olabilirim) Kızının Ankara'da üniversite kazanmasıyla Ankara'ya taşındıklarını anlattı. Bu esnada pırıl pırıl bir genç olan bir öğrencisinden övgüyle bahsetti. Lise döneminde onun da öğretmeniymiş. O da kızı gibi Ankara'yı kazanmış. Hatta bu genç sanıyorsam derece yaparak ODTÜ'ye girmiş. Yine çok başarılı bir şekilde mezun olmuş. Bu başarısı neticesinde hemen ASELSAN'da işe başlamış. Gururla anlattı bu öğrenciyi Filiz Hoca. Biz de umut dolduk. Lise son sınıfız. ODTÜ ne güzel bir hayal! Derken bu güzel pırıl pırıl gencin öldüğünü söyledi. Kanımız dondu. "İntihar etti dediler, bilmiyorum, öldürüldü belki de" dedi. O an hissettiklerimi kas hafızası derler ya, sanki hala hissedebiliyorum. Havadaki umut dondu. Neşemiz kayboldu. Ve ben Aselsan intiharlarıyla tanışmış oldum. Bu ülkede aydınlanmamış olaylar bitmez. Gerçeği de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz muhtemelen. Tıpkı üniversite yılları boyunca faili meçhul cinayetlere kafayı takıp gece gündüz onları okumam gibi. Ve kazaları, ihmalleri, felaketleri...

Yakın zamanda bir doğum günü vesilesiyle bir ev partisinde arkadaşlarımla bir araya geldik. Yaşça 3 kişi olarak en genç bizlerdik. Sonrasında daha büyük olanlarımızdan yeterince neşeli olmadığımıza ilişkin bir geri bildirim aldık. Daha doğrusu onların bizim yaşlarımızda daha deli dolu olduklarına ilişkin bir geri bildirim. Hak verdim. Yeterince mutlu olamadığımız aşikar. Genç olmak bu topraklarda hep zordu galiba fakat gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Gelişim olmadığı gibi elimizdeki iyiyi, güzeli de kaybediyoruz. Ben intihar haberi okumak istemiyorum. Faili meçhul cinayet görmek istemiyorum. İhmallerden kaynaklı yaşamını yitiren bir kişinin daha cenazesini izlemek istemiyorum. Hislerim aynen Yağmur Atsız şiirinde geçtiği gibi:


"Savrulan yapraklar gibi

Akıp giden günlerimiz

Cenaze törenlerinde

Sessiz, sitemsiz


Bir suçluyu aklar gibi

Akıp giden günlerimiz

Sanki bir sır saklar gibi

Sessiz, sitemsiz


Bir kitaba başlar gibi

Koşarken yavaşlar gibi

Ölen arkadaşlar gibi

Sessiz, sitemsiz"


Bugün biraz uzun yazdım, içimi dökmem lazımmış. Daha iyi günler dileğiyle...

Ve sevgiyle...


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Ankara

Geçen haftadan beri Ankara’daydım. Annemle Behzat Ç’nin son sezonunu izledik. Denk geldi orada izlemek. Son sezonu birlikte bi linç etsek...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page