Yan yana
Bir sokakta oturuyorum. Yanımda bir büfe var. Çok kişinin gelip geçtiği ayakta tost, sosisli falan yediği bir yer. En sevmediğim şey ayakta yemek yemek. Bir diğeri de üstümde ceket, kaban vs varken yemek yemektir. Fakat ayakta ve üstümde kaban falan olsa da bir şeyler içmeye bayılırım. İnsan içinde zıtlıkları hep barındırırmış görüyor musun? Böyle genellemelere şakkadanak ulaşırım işte.
Sokak kenarına dizilmiş ve sandalyeleri yola çevrilmiş bir masaya sinsice sığışıyorum oturan hanımın izni dahilinde. Çektirmeli kaktırmalı bavulumu da yanıma sığıştırıyorum elbette. Büfeden de bir şeyler alıp Ekşi Sözlük okuma eğlencemi başlatıyorum. Yanımda oturan hanım usulca kalkıp giderken çevrede de masaların sirkülasyonlarının oldukça hızlı olduğunu görüyorum. Derken yanıma uzun ve lacivert enerjili biri geliyor. Nedense ondan askermiş gibi keskin bir his alıyorum. Bir yandan asker olmadığına da emin gibiyim. İlerde "o gün senin hakkında böyle düşünmüştüm" denecek bir sohbet konusu aslında sadece. Saçları kısa ama her nedense alnına da düşmüş önü. Bakamıyorum tam olarak çünkü. Yanında küçük bir bavul var. Masanın boş tarafına yöneliyor, bir yandan telefon kulağında. Önce bana sormadan oturacağını düşünüyorum. Normalde kızacağım bu duruma o an merakım nedeniyle kafamı kaldırıp bakmakla yetiniyorum. Rahat tavırları bir anda ilk hissettiğim anki gibi keskinleşiyor ve oturamıyor. Sonra benden izin istiyor. Konuşmadan. Ben de başımla keskin bi izin veriyorum. O zaman oturuyor. Ona izin verirken elimde kurabiye olduğunu ve çay içtiğimi hatırlıyorum. Yüzümde kırıntı var mıydı acaba diye kaygılandığımı hissediyorum. Telefonda ne konuştuğunu duyamıyorum, konuşma çok hızlı bitiyor. Masaya vuran güneşe önümüzden salına salına geçen bir kedi eşlik ediyor. Ne yapıyor diye bakmak istiyorum ve nedense onun da böyle bir his içinde olduğunu düşünüyorum. Çayımı yudumlarken o bi sigara yakıyor. Bu sessizlikten ve meraktan inanılmaz bir keyif alıyorum.
Sevgiler!


Yorumlar