top of page

Ömür Hoca

ekinbasbuga
12 Haz 2024
2 dakikada okunur

Şükrü Erbaş'ın Ömür Hanım'lı şiirlerini okuya okuya hayatıma bir Ömür çektim galiba. Şükrü Erbaş ile tanıştığımdan bahsetmiş miydim? Neyse sonra hava atarım. İmza gününe gittim sadece tamam, hava atılacak bir şey yoktu.


Uykusuzluktan ölüyorum. Omuzlarımdan boynuma çıkan kaslarım ağrıyor. Sabah mesai var ve yetiştirmem gereken ödevi yazmak yerine Ömür Hoca'yı düşünüyorum.


Ömür Hoca son dersimizde anlaşamama noktası diye bir şeyden bahsetti. Habermas'ın "Dissensus" teorisi yani. Anlaşmazlığın demokrasiye olan olumlu etkisi. Consensus değil. Ömür Hoca önce tüm teoriyi anlatır, düşünceleri- karşıt fikirleri anlatır. Sonra da sınıfın dertlisi benim kişisel hayatımdan örneklerle konuşuruz. Benim haftalar önce söylediğim bir cümleyi bana karşı argüman olarak kullanır. Bunu kazanmak için yapmaz, bana iyi gelsin diye yapar. O cümlemi aklında tuttuğunu ve üzerine düşündüğünü belli edecek şekilde yapar. Düşünmüş ve bana bir çıkış yolu bulmuştur aslında. Bense hayran kalırım.


Ne kadar alışıyoruz değer görmemeye ve önemsenmemeye, özellikle yetişkinlik hayatına girdikçe. Başka şeyler ön planda oluyor. İş, zaman, para, proje... "Kişisel algılama", ne tanıdık bir cümle değil mi? Oysa herkes özel olmak ister. Belki de buralarda bir dissensus'a ihtiyaç vardır. İtiraz ediyorum sayın yargıç! Anlamıyorum yani. Anlamıyorum kardeşim. Herkesle aynı ılımlı çizgiye gelemeyeceğim. Kişisel algılıyorum.


Peki insanları ne özel yapar? Mesela şu an Ömür Hoca benim gözümde neden özel?

Mülakatımda heyecandan konuşamayacak hale geldiğimde çok iyi gidiyorsun devam et diyen ve ardından yanlış cevap verdiğim tek soruyu soran da oydu aslında.


Şu sıralar nasıl biri olacağımı düşünüyorum. İnsanların zamanla değiştiğini gözlemlemeye başladım çünkü. Öğrencilerim olursa veya yönetici olursam çevremdeki insanlar için nasıl biri olurum? Yaşadığımız zorluklar bizi daha iyi veya daha kötü biri yapma yolunda eğip büküyor mu? Peki ya güç? Bana kalırsa güç sahibi olmak değişimi derinden etkiliyor. Yakınlarda, bir arkadaşım bu düzenin kendisini kötü biri olmaya ittiğini söyledi, çünkü iyilik görmüyordu. Kış Uykusu filmindeki Melisa Sözen'in tiradını çağrıştırdı. "Seninle cebelleşeceğim diye bütün güzel huylarım değişti"

Hatta bir başka (buradan selam olsun o kendini bilir) arkadaşım da "o güzel huyların" değişmemesinin bir mücadele gerektirdiğine, olduğumuz yere anlam katmak için uğraşmamızın bizi de ayakta tutacağına inandığını söylemişti. Her yere anlam katılabilir mi? Bu mücadele o "anlamıyorum kardeşim" noktasından mı başlar? Hayatın her alanında aile, iş, ilişkiler, eğitim, bunu başarabilir miyiz acaba? İnsan bu kadar dayanıklı mı?


Çok soru, çok tartışma.


Ömür Hoca olanlara, kafasında Ömür Hocaları idealize edenlere ve onun gibi olmak isteyenlere selamlar ve sevgiler.



 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Ankara

Geçen haftadan beri Ankara’daydım. Annemle Behzat Ç’nin son sezonunu izledik. Denk geldi orada izlemek. Son sezonu birlikte bi linç etsek...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page